Anasayfa Kategoriler Çan Özel Haber FEYLESOF ÇANLIDOST DİYOR Kİ....
FEYLESOF ÇANLIDOST DİYOR Kİ.... PDF Yazdır e-Posta
Salı, 17 Ocak 2012 23:54

- Kadın var taşı aş yapar, kadın var aşı taş yapar.

- Ata nal çakıldığını görmüş, kurbağa da ayaklarını uzatmış.

- Kusuru söylenmeyen adam, ayıbını hüner sanır.

- Arazi eve yakın, at yere yakın, avrat ere yakın olmalı.

- Kartal sinek avlamaz, köpek kuşa havlamaz; aklı olan gelin, kaynanaya hırlamaz

- Susmak, dayanılması çok güç bir cevaptır.

- Para; çoğu kapıyı açar, ama, kilitleyemez.

- Cahil savaş davuluna benzer; sesi çok, içi bostur

- Kar kuytuda, para pintide eğleşir.

- Aşkın nevi bir, taklidi bin türlüdür.

- Aşk kızamık hastalığı gibidir; insan ne kadar geç yakalanırsa, o kadar ağır geçirir.


Zerafet

Bir zamanlar İran'da bilginler ve şairler, 'Suskunlar Meclisi' adıyla
bir topluluk oluşturmuşlardı. Üye sayısı otuz kişiydi ve bunu
arttırmıyorlardı. Üyeliğin ilk şartı çok düşünmek, az yazmak ve çok az
konuşmaktı. O zamanlar meşhur şair ve bilgin Molla Cami, bu meclisin aşkındaydı. Günün birinde Suskunlar Meclisi'nin bir üyesinin öldüğünü duyunca, onun yerine aday olmak için suskunların bulunduğu köşke geldi. Kendisini karşılayan kapıcıya bir şey söylemeden, ismini bir kâğıda yazarak o sırada toplantı hâlinde bulunan Suskunlar Meclisi'ne gönderdi. Meclis üyeleri bu teklifi görünce üzüldüler. Molla Cami, oraya lâyık bir bilgindi, ama ölen üyenin yerine başka birini almışlardı. Yeni bir üye için yer yoktu.
Meclisin başkanı, bir bardağı tamamen suyla doldurduktan sonra Molla Cami'ye gönderdi. Zeki bilgin, durumu kavramıştı. Bir damla daha olsa bardak taşacaktı. Bu, mecliste yer yok anlamına geliyordu.

Bunun üzerine o da hemen oracıktaki bir gül dalından küçük bir gül yaprağı koparıp, nazikçe suyun üstüne koyuverdi. Bardak taşmamıştı. Bardağı içeri gönderdi.
Meclistekiler, bu kibar cevabın manasını anlamışlardı. Zarif
insanların yeri başkaydı. Üyeler, bu değerli bilgini de aralarına
almaya karar verdiler. Başkan, listeye Molla Cami'nin adını ekledi. Otuz sayısının sonuna bir sıfır koyarak, 300 yazdı.

Bununla Molla Cami sayesinde, meclisin değerinin on misli arttığını
belirtiyordu. Listenin son şekli Molla Cami'ye gelince, meseleyi anladı. Ancak sayının büyük gösterilmesinden hoşlanmadı.
Sağdaki bir sıfırı karalayarak, otuz sayısının soluna koydu. Yani 030
yazdı. Alçak gönüllü Molla Cami, böylece kendisini solda sıfır
sayıyor, bardağı taşırmadığı gibi, o meclisin yapısını da
etkilemeyeceğini söylemek istiyordu.

Diğer üyeler, bunu görünce saygı ve hayranlıkları bir kat daha artmış
olarak Suskunlar Meclisi'nin yeni üyesini selâmladılar.

Bilgelik hikâyeleri 2

Rivayete göre, Yunus Emre  geceyi geçirmek için Geyikli Babadergâhına gidiyor; Geyikli Baba, dergâhın dolu olduğuna, yer kalmadığına kibarca
işaret edercesine kapıda bekleyen Yunus'a ağzına kadar dolu bir tas süt gönderiyor. Yunus sütü içmiyor, benim size bir ağırlığım, sıkıntım olmaz anlamında sütün üzerine bir gül yaprağı koyup geri gönderiyor; tabii bir gül yaprağı sütü taşırmıyor..  Geyikli Baba da bu incelik karşısında Yunus'u dergâha kabul ediyor.

not. Bu öykü muhtemelen uydurulmuştur.. Çünkü Geyikli Baba (1240-1320) tarihleri arasında yaşamış olan Yunus Emre'den 35 yıl daha küçüktür. Yunusun 60-70 yaşlarında olduğu bir dönemde Geyikli Baba 25-35 yaşlarındaydı.. dolayısıyla Kapısına gelmiş, tüm Anadolu'da tanınan saygın bir yaşlı dervişi ne olursa olsun, içeri almaması düşünülemez. Öykü uydurma da olsa verdiği ders güzel..

Son Güncelleme: Çarşamba, 18 Ocak 2012 00:01
 

Yorum ekle

Facebook'ta Paylaş

Bu yazıyı FaceBook 'ta paylaşın.