|
Perşembe, 22 Eylül 2011 10:12 |

Çocuklarımıza Atatürk’ü onu yaptı, bunu yaptı diye anlatmamızın bir yararı olmadığı çok açık.
Türkiye’nin her gün, hatta her saat değişen gündemi arasında aşağıdaki haber fazla tartışılmadan sessiz sedasız yürürlüğe girdi.
“Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) teşkilat yapısı, Resmi Gazete’de yayımlanan kanun hükmünde kararname (KHK) ile sil baştan değişti. Yeni düzenlemeyle MEB’in görev tanımındaki “Atatürk inkılâp ve ilkeleri ile cumhuriyetin temel niteliklerine bağlı öğrenci yetiştirme” ifadesi kaldırıldı”.
Bu ülkenin kuruluş felsefesinde Atatürkçülük vardır. O’nun ilkeleri, düşünceleri ve inkılâpları vardır. Bu gerçeğin bilinmesinde yarar vardır. Bu gerçeği değiştirmek de tarih karşısında mümkün değildir.
Bir şeyleri yasaklamakla, ortadan kaldırmakla sonuç alındığını pek hatırlamıyorum. Batı Trakya’da isimleri değiştirdiler, camileri tamir ediyoruz adı altında kapattılar ne oldu? Bir şey değişti mi?
Sovyetler işgal ettiği topraklarda her şeyi dili, dini yasakladı. Ne oldu bir şey elde edebildi mi?
Örnekleri tek tek sıralayıp zamanınızı almak istemiyorum.
Bu tip yasaklar, yasalara konan ilkeler, o ilkeleri yok etmeler bir şeyi değiştirmiyor. Önemli olan o ilkeleri araştırmak, evrensel yanını benimsemek, kararı kendin verebilmek.
Atatürk’ün bir deha olduğunu, ancak köy enstitüleri projesini inceledikten sonra, bu projeyi eğitim projeleri ile karşılaştırdıktan sonra, ülkemizin yapısına göre yerli yerine oturttuktan sonra anladım. Sadece bir proje ile. Diğer ilkelerini saymıyorum, biliyorsunuz zaten.
Şimdi milli eğitimin bu kararından sonra ailelere çok iş düşüyor.
Ne yapacaklar?
Çok basit; Çocuğuna, torununa Atatürk’ü gerçek yanları ile araştırmasını, incelemesini ve karşılaştırma yapmasını öğretecek.
Çocuklar araştırsınlar, incelesinler ve kararlarını kendi akıllarını kullanarak versinler. Ezberle bir yere gelemedik. Atatürk’ü anlatamadık. Anlaşılmasını sağlayamadık. Belki bu yasaklama, unutturma gayretlerini böyle aşabiliriz. Atatürk ilkeleri hakkında kararı verebilen çocuğa sen onu unutturamazsın. O zaman onu yok etmeye çalışanlar boşuna çırpınacaklardır.
MEB’in teşkilat yasasında ki görev tanımından “Atatürk inkılâp ve ilkeleri ile cumhuriyetin temel niteliklerine bağlı öğrenci yetiştirme” ifadesinin kaldırılması düşündürücüdür. Benzer bir yaklaşımın yapılması öngörülen “yeni anayasa”da benimsenip benimsenmeyeceğini ilgili anayasa taslağı tamamlandığında göreceğiz.
Ama en çok üzüldüğüm konu,kendi peygamberine ve inanlara "OKU" diye başlayan ve " Hiç düşenenlerle düşünmeyenler bir olur mu?" diyen yüce kitap Kur'an'ı okuyup anlamaktan aciz halkıma sesleniyorum;
Dünya üzerinde, okuma oranı açısından çok gerilerde olduğumuz bir gerçek.
Ey, yüce halkım, sen okumazsan düşünemezsin! Ama tüm kalbimle inanıyorum ki, milletimin iç güdüsü hazırlanmakta olan böyle bir oyunu er veya geç farkedecek ve kandisine bunları yapmaya kalkanları bir gün alt etmesini bilecektir.
Çünkü, ülkemin temeli sağlam atılmıştır asla kimse bozamıyacaktır!..
Hepinize saygı ve sevgilerimle,
Erdal KUTLUK
|
Yorumlar
Milli Eğitim Bakanlığının teşkilat yapısı değiştiren KHK yayınlandıktan sonra Çan'ı mızın yerel gazetelerinin internet sitelerinin bir çoğunda o sıralar yayınlanan İlköğretim haftası kutlamaları ile ilgili haber başlıklarına bu konuda yorumlar yazdım. Aşağıya yazdığım yorumların bir örneğini ekliyorum.
Alıntı:
Milli Eğitim Bakanlığının teşkilat yapısı değiştiren KHK ile Atatürk inkılâp ve ilkeleri ile cumhuriyetin temel niteliklerine bağlı öğrenci yetiştirme” ifadesi kaldırıldı”. Ama yerine konan maddeye sıkıştırılan küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin ifadesi üzerinde düşünülmesi gereken bir ifade herkes kendince bir anlam yerleştirebilir. Lakin ben alıntı ile eklediğim yorumdaki şekilde düşünüyorum.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.