|

Ulusal Kurtuluş Savaşı ve Kuvay-i Milliye Kahramanımız Çanlı Osman Efendi (Çaneri) 67. ölüm yıldönümünde dün kabri başında yapılan törenle anıldı.
Törene belediye Başkanı Abdurrahman KUZU,İlçe Milli Eğitim Müdürü Osman ÖZKAN, CHP Çan ilçe Başkanı Recai ELMAS,Çan ADD şube başkanı Bülent ÖZ,THK başkanı Ali Rıza ULUSOY ve Belediye Meclis üyeleri ile bazı vatandaşlar katıldı.
Atatürkçü Düşünce derneği Çan şube başkanı Bülent ÖZ bir basın açıklaması yayınladı.ÖZ'ün basın açıklaması şöyle;
Derneğimizin değerli üyeleri, sevgili Çan halkı,
Çan’da yetişen büyüklerden, Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti Başkanı, Kuvay-ı Milliye Kahramanı Osman EFENDİ ‘nin ölümünün 67. yıldönümünde kendisini saygı, sevgiyle anıyoruz. ADD Çan şubesi olarak, Osman EFENDİ ‘yi anmamız ve yıllardır ziyaret bile edilmeyen mezarını bulup restore etmemiz bizleri tarifi edilmeyen bir mutluluğun içine itmişti. Birçok kesimden Osman EFENDİ ‘nin mezarı burada mıydı? Yıllardır her gün önünden geçmişiz söylemlerini duyduk. Doğrusunu isterseniz Osman EFENDİ’yi anmamız gerekir diye karar verdiğimiz 2005 yılında bizde mezarının yerini bilmiyorduk. Bilinmemesi gayet normaldi çünkü 3 eylül 1942 tarihinde buraya gömüldüğünden bizim burayı restore ettiğimiz 2005 yılına kadar sanki hiç kimse bu mezara gelmemiş gibiydi. O yıl Tarih adamı Rahmetli Ali Tümer’den yardım isteyerek Osman Efendi’nin mezarının yerini tespit ettik restore çalışmalarına başlamış olduk. Ve, o tarihten itibaren Osman Efendi’yi her yıl önce Atatürk Şehir Meydanında bulunan büstüne çelenk koyarak sonra mezarı başında bulunarak kendisini andık. Fakat bu yıl Ramazan etkinlikleri çerçevesinde Atatürk Şehir Meydanındaki büstünün malumunuz sebeplerle müsait olmaması çelenk sunma programını önümüzdeki yıla bırakmamızı gerektirdi. Dolayısıyla bu yılki anma programını sadece mezarı başında anarak tamamlamış olacağız. Tabi burada şunu söylemeden de geçemeyeceğim; Çan için güzel şeyler yapmak önemlidir ve takdir edilmesi gerekir fakat bu güzelliklerle birlikte Çan’ın değerleri konusunda da hassasiyet göstermemiz gerektiği inancını taşımaktayım. Görüldüğü üzere daha öncede ilan ettiğimiz gibi ilçemiz Çan’ın Değerlerini hatırlamak, yaşatmak ve bilinmeyenleri sevgili Çan Halkının bilgilerine sunmak gerekliliği dikkatlerimizden kaçmamıştır.

ÇAN’DA MİLLİ MÜCADELE YILLARI
Değerli Çanlılar, Milli Mücadele yıllarında İlçemiz Çan’da ve civar bölgelerde o dönemde neler oldu kısaca hatırlayalım. Çan’ın Milli Mücadele döneminde bölge için oldukça önemli bir yere sahiptir. Çan’lı Osman Efendi’nin (Çaneri) bölgesindeki mücadelede oldukça etkin bir yeri vardır. İşgal döneminde büyük acılar çeken Çanlılar, Yunanlılar çekildiğinde yıkılmış, yanmış bir şehirle baş başa kalmışlardı. Bu dönemi ve Yunanlıların Çan’a baskın ve talanını, o yılları yaşamış olan emekli Jandarma yüzbaşı Zühtü Güven’in hatıralarından aktaralım. Bu hatıraları, Derneğimizin de Onursal Üyesi olan o dönemi yaşamış, Atatürk’le tanışmış Tarih adamı Rahmetli Ali Tümer’e de sağlında sorduk. Bu hatıraları bize doğrulayarak ve kendisinden aldığımız bilgilerle de derneğimize katkıda bulunmuşlardır.
HAMDİ BEY İLK ÖNCE BİGA’YA DEĞİL ÇAN’A GELİYOR.
Yunanlıların 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’i işgalini takiben Mustafa Kemal Atatürk ,19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a ayak basmasının ardından Amasya, Erzurum Kongrelerini yaparak bazı kararlar aldı. Bu kararlar çerçevesinde de Ağustos 1919 tarihinde Balıkesir'de bir milli kongre yapıldı. Alınan kararlar arasında bu kongreye katılanlardan Edremit Kaymakamı Hamdi Bey, Heyet-i Merkeziye üyeliği temsilcisi olarak bazı faaliyetlerde bulunmak üzere Çan'a gönderildi. Başka bir deyişle Hamdi Bey ilk olarak Biga’ya değil Çan’a gönderilmişti. Kimilerine göre Biga Kaymakamı olarak tahini çıktığı söylense de 6 Nisan 1919’da İttihatçı olduğu gerekçesiyle Damat Ferit hükümeti tarafından Kaymakamlık görevinden alınacaktı. Hamdi Bey Çan'a Eylül 1919 başlarında geldi. Hükümet Konağını karargah yaptı.

OSMAN EFENDİ VE HAMDİ BEY BİRLİKTE ÇALIŞIYOR.
Daha önce Anadolu ve Rumeli Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti kurulmuştu. Bu cemiyet yerini Kuva-yi Milliye Cemiyeti'ne bırakmıştı. Bu cemiyetlerin başkanı; İlyas Ağa daha sonra Osman Efendi olacaktı. Osman Efendi, Çan'ı; kapsayan 49 köyünde hatırı sayılır ve sözü dinlenirdi. Osman Efendi, Hamdi Bey ile el ele verip Lapseki'ye gittiler. Buradaki Kuva-yi Milliye Cemiyeti başkanı Hancı Lütfü Beyle buluşarak Lapseki Çardak Umurbey ve Kemikli'de bulunan vatanseverlerle konuşarak Gelibolu’da ki Akbaş Cephaneliği'ni basıp buradaki cephaneleri getirmeye karar verdiler. İstanbul'dan da gelen bir gemi, motor ve kayıklarla Karşıyaka’ya geçip Akbaş Cephaneliği'ni basıp buradaki Fransız nöbetçilerini bağlayıp bütün mühimmatı yükleyerek bir gecede Anadolu Sahiline çıkardılar. Bu cephaneliğin bir kısmı Çan’ın Kızılelma köyüne getirilerek depo edilmiştir. Öte yandan Biga’da Karahasan Hükümeti diye mevcut hükümetten başka bir hükümet kurulduğu jandarmanın işlerine karıştığı ve kendi başlarına icraatlar yapmaya başladıkları tespit edilmiştir. Osman EFENDİ ve Hamdi bey Çan’dan Karahasan’a bir mektup yazarak şu zamanda ayrılık zamanı olmadığı birlik ve beraberlik günlerinin olduğu belirten mektup yazmışlardır. Bunun üzerine Osman Efendi’nin topladığı gençlerle birlikte Biga’ya gidilmiş. Karahasan’la yapılan görüşmeler sonuçsuz kalmış bunun üzerine Karahasan ve adamları tutuklanarak hapse atılmışlardır. Bunun üzerine de Hamdi bey karargahını Biga’ya taşımıştır. Burada gösterdiği mücadele ile birçok çeteye aman vermeyerek düzeni sağlamıştır. Fakat daha sonra Hamdi bey 1920 yılında Ahmet Anzavur’un adamlarınca haince öldürülmüştür. Bu dönemden sonrada Yunanlılar Biga’yı ele geçirmişlerdir. Çan’ı da ele geçirmek isteyen Yunanlılar 15 mayıs 1921’de Çan’a baskın yapmışlar fakat OSMAN EFENDİ tarafından geri püskürtülmüşlerdir. Sonraki ikinci baskında İlçemiz ÇAN’ı bir ara işgal eden Yunanlılar yine Osman Efendi’nin köylerden topladığı silahlı halk tarafından kovulmuştur. Tabi maalesef ki kaçarlarken de Çan’ı ateşe vermişlerdir.9 eylül 1922 de yunanlılar İzmir’de denize döküldük ten sonra, 14 eylül 1922 de Osman Efendi yine topladığı 20-30 gençle birlikte Biga Kaymakamlığının idaresini ele almıştır. Türk Ordusu gelinceye kadarda görevinin başında kalmıştır.

IRAKLI FIRINCI OSMAN EFENDİ’Yİ İHBAR EDİYOR.
İlçemiz Çan’ın Milli Mücadele yıllarında detaya girmek gerekirse de, 1920 yılı Eylül ayının ortaları idi. Bir çarşamba günü akşamüzeri Sarı Efe Edip Bey komutasında yüz atlı ve yaya Aydın zeybekleri geldiler. Aydın zeybekleri efeler Şubat 1921'in başlarına kadar Çan'da kalmışlar. Her türlü ihtiyaçları karşılanmış, atlarının yem ve samanları dahi Çan halkı tarafından karşılanmıştır. Şubat başlarında orduya katılmak amacıyla Çan'dan ayrılıp gittiler. Bu zamana kadar Biga'daki Rum ve Ermenilerin sesleri çıkmıyordu. Çan' daki Efelerin gittiğiini haber alır almaz bir heyet teşkil ederek Bandırma'daki Yunan tümen komutanına gidip Türkler bize hakaret, zulüm yapıyorlar, her ne kadar Biga İngiliz mıntıkasında ise de sizlerin vazifeniz bizleri korumak olmalı ve bunun için Biga'ya bir bölük Yunan askeri gönderin diye yalvarmaları üzerine Şubat 1921 başlarında Biga'ya bir bölük Yunan askeri geldi. O tarihte Biga beş mahalle iki yerli ve muhacir, bir Rum ve Ermeni mahallesinden ibaretti. Fakat ticaret ve sanat Rum ve Ermenilerin elinde, Türklere ise çiftçilik ve çobanlık kalıyordu. Çan'daki Kuva-yi Milliye Teşkilatı Osman Efendi emrinde tek bir kuvvet bulunuyordu. Biga'da bulunan Yunan Komutanı Çan Kuva-yi Milliyecilerin bir gece Biga'yı basmalarından; Çan'da Osman Efendi de Biga'daki Yunanlıların Çan’ı basmalarından korkuyordu.1921 yılı Ramazan Ayı Mayısın 14. akşamı başlıyordu. Osman Efendi bu münasebetle ikindiden sonra arkadaşlarıyla konuşuyordu. Bunu gören Fırıncı Iraklı hemen Çan Postanesi'ne giderek Biga'daki Yunan Komutanı'na “Aradığınız Osman Efendi bu saatte Çan'da bu akşam gelirseniz Osman Efendiyi yakalayabilirsiniz” diye haber verdi. Biga'daki Yunan bölüğü hazırlanarak Çan'a gelmek için yola çıktı. O gece teravih kılınıyor, sahur yemeği yeniyor yukarı ve aşağı camide sabah namazına başlanıyormuş. Yunanlılar gelmiş, giriş çıkış; yollarına nöbetçi koymuş, camilerin kapılarına da nöbetçilerini dikmiş. Büyük şok ve üzüntü başlıyor. Sokağa çıkanlar devriyeler tarafından ya kahvelere ya da camilere kapatılıyor. O zaman ki Çan Jandarma karakol komutanı Rıza Çavuş sokağa çıkıyor. Yunan devriyelerinin dur emrini duymuyor ve daha sonra bu olayın farkına varınca kaçmaya başlıyor. Sonuçta da Yunanlılar tarafından ayağından vuruluyor. Muallim Koca Nuri'nin oğlu İsmail Hakkı Bey (aynı zaman da benim anne annemin dayısı olur) öküzlerini çayıra götürmek için sokağa çıktığında yakalanıp hapis ediliyor. Hatta Günümüzde pozeftik çukurları dediğimiz çukurlarda hapis ediliyor. O çukurlardan kurtulup nöbetteki Yunan askerini öldürüp kaçıyor.

OSMAN EFENDİ AZ DAHA YAKALANIYORDU.
Tabi ihbar üzerine Osman EFENDİ’yi yakalamak için Çan’a gelen Yunan kuvvetleri Osman EFENDİ’ nin evini sarıyor ve ateşe vereceklerini söylüyor. Daha sonra Osman EFENDİ’nin kendi anlatımıyla Yunan askerinin çatıya kadar çıktığını fakat yığınların ve sandıkların arasında kendisini fark etmediğini duyuyoruz. Evinde yapılan tüm aramalardan sonra ev ateşe veriliyor. Çatı katında saklanan Osman Efendi ise kadın kıyafetleri giyerek komşudan komşuya kaçırılarak köylere gidiyor. Osman Efendi Çayırdaki atına binince önce Çavuşköy'e Muhtar Mehmet Çavuşa Yunanlıların köyü bastığını söylüyor. Daha sonra Kulfal Köyü'ne gidip orada da durumu haber veriyor. Köylüler aralarında bir anlaşma yaparak Pazarköy'de (Çan) bir tehlike var demişler ve Çekiçler, Tepe Köy, Karakoca Köyleri’nden eli silah tutan herkes Çan'a doğru koşmuş. Bu sırada Çavuş Köy tarafından bir silah daha patlamış;. Yunan askerleri kasaba içinde koşuşmaya başlamışlar. Yunanlılar zengin evlerine girip kadınların boynundaki altınların ve sandıklarındaki kıymetli çeyizleri aldıkları sırada güneyden Karadutlar mevkiinde ikinci silah patlayınca Yunanlılar sarılmakta olduklarını anlayıp Kocakonak tepesine çekilip makineli tüfekleriyle çaya doğru ateş etmeye başlamışlar. Köylerden yetişmişler çaydan beri tarafa tarlalar içinden ilerlemeye başlamışlardı. Kocakonak tepesinde tutunamayacaklarını anlayan Yunan askerleri Sayalar'a çekildi. Lazın Mahzun oğlunun korularında mevzilenmişlerdi. Batıdan Çavuşköy, Kulfal Köyü, Dereköy ve Mallı Köyleri doğudan Yuvalar, Yeniçeri merkezden Kalburcu, Karakoca, Tepe, Çekiçler Köyleri Yunanlıları göz altına aldılar. Çarpışma karanlık basıncaya kadar devam etmiş ve Osman EFENDİ ve sayısız isimsiz kahraman Yunan Bölüğünü yok etmişi. Yukarı Camii'nin önündeki meydana büyük bir ateş yakılmış etrafına kilim ve halılar serilerek sofralar kurulmuştu. Savaştan dönenler oruçlarını bozmuş karınlarını doyurmuşlardı. Kalabalığı cami almayacağı için o geceki teravih namazı bu meydanda kılınmıştı. O günkü çarpışmalarda Yunanlıların eşyalarını taşıdıkları için Pazarköy Korucusu Bostandereli Abdullah ve Kocagözlerin Ali öldürülmüş Mallıköy'den Çaban Altınsu ile Çekiçlerli Kocakalaycı kalçasından ağır yaralanmışlardı. Başka yaralılar da varmış ama onlar tedaviye götürülmüşler, O gün Pazar Köy halkı çok korkulu bir gün yaşamıştı. Eğer Osman Efendi köylüleri toparlayıp çabuk yetişmeselerdi çok acıklı, üzücü şeyler olabilirdi. Çünkü Yunan askerleri saldırgandı. Bu acılı günlerde bir türkü de çıkarılmıştı. Sözü edilen türkü :
“Kavaklı derede telli kavak biter mi ? Millicilere bir tabur Yunan yeter mi?”
Burada şunu da söylemek gerekir. Yunanlıların Çan’a yaptıkları baskın Ramazan ayı içersine gelmektedir. Bu bakımdan Bu yıl ki anma programımız da Ramazan ayına geldiği için daha da önem arz etmektedir.
ANNE ANNEM ANLATIYOR.
O günlere dair rahmetli anneannemin de anlattıklarını da kısaca sizlere aktarmak isterim. Yunan baskınlarından birinde, yanan evlerin arasından anneannem, ailesi, akrabaları ve bazı komşuları Çan’dan çıkarak Doğaca köyüne doğru kaçmaktadırlar. Gittikleri yöne doğru bir atlı gelerek,
- Siz nereye gidiyorsunuz?
Danapınar üzerinden Biga’dan gelen bir grup Yunan askerin üzerine gittiklerini söyler. Hemen geri dönüp Kocayayla tarafına doğru kaçarlar. Kocayayla geldiklerinde ilk köylüler onları almak istemez ama sonrada köyden bir aile anneannemleri evine alır ve yerel kıyafetleriyle onları giydirirler. Yunanlılar köye gelir, tüm köy halkının meydanda toplanmasını ister. Bizimkiler köylülerin yerel kıyafetinde köylüler ile birlikte meydanda toplanır. (o zaman köylerin bile yöresel kıyafetleri varmış) Yunan Komutanı Çan’dan birtakım insanların gelip gelmediğini sorar ve tabi köylüler anneannemleri ele vermez. Köyde ne kadar yiyecek, giyecek ve silah varsa onları alarak köyden ayrılırlar. Yukarıda da anlattığım gibi anneannemin dayısı olan Muallim Hakkı bey içine sokulduğu pozeftik çukurundan çıkıp kaçmasına hatta bir yunan askerini de öldürmesine rağmen yediği dayakların etkisiyle bir süre sonra yaşamını yitirir.
İSTİKLAL MADALYASI ve FEVZİ ÇAKMAK
Yıllar sonra 8 kasım 1932 de o dönemin Genel Kurmay Başkanı Mareşal Fevzi ÇAKMAK Balıkesir’den Çanakkale’ye giderken şanı,şöhreti duyulan Osman Efendi’yi görmek istemiş ve evinde misafir kalmışlardır. Dolayısıyla Fevzi ÇAKMAK ‘ta ilçemiz Çan’ı şereflendirmişlerdir. Görüldüğü üzere Osman Efendi’nin Milli mücadelede ki uğraşısı,çabası,başarısı ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün de dikkatini çekmiş ve İstiklal Madalyasıyla da onurlandırılmıştır. ( İstiklal Madalyası belgesi elimizdedir )
ÇAN ‘DA İLK FUTBOL TAKIMI VE İLK TİYATRO
Yine o yıllarda Çan Gücü İdman yurdu spor kulübü kurulmuş ve bu kulübün temsil kolu da ”İSTİKLAL” adlı piyesi sahneye koymuşlardır.Yani bundan tam 72 yıl önce 1934 de ilçemiz Çan’ın gençleri ilk tiyatroyu oynamışlardır.Osman EFENDİ’nin üstün gayretleri ve Çan halkının onun yanında yer alması kurtuluş mücadelesinde,ilçemizde Kuva-yı Milliye ruhuyla düşmanla mücadele edilmiş ve kanlarının son damlasına kadar topraklarına sahip çıkmışlardır.
ÇAN’LI OLMAKTAN HERKES GURUR DUYMALI,
Değerli Çanlılar bu bilgiler ışığında şu gerçeği de asla unutmayalım ;
ÇAN ’lı olmaktan herkes gurur duymalı. Unutmamamız gereken şudur ki; şu anda üzerinde yaşadığımız ilçemiz Çan, tarihi M.Ö lere dayanan, antik çağa ve Roma İmparatorluğuna kadar uzanan bir tarihe sahiptir. Bu topraklar yüzyıllardır insanlığa ayak olmuştur. Nasıl ki, Anadolu, medeniyetler beşiği ise İlçemiz Çan’da yüzyıllardır medeniyetlerin kurulmasına tanıklık etmiştir. Bakın burada yüzyıl yada iki yüz yıl öncesinden söz etmiyorum. Binlerce yıldan, M.Ö sinden bahsediyorum. Bu şehir uygarlıkların, medeniyetlerin, kurulduğu şehirdir. Bu şehrin yaşadığımız yüzyıldaki adı ÇAN’ dır. Bu şehir, Büyük İskender’ den tutun, Roma Krallarına, Eski Yunan Krallarına, Gergislere kadar bir çok medeniyete vatan olmuştur. Evet, Binlerce yıl insanoğluna vatan olan bu şehrin adı ÇAN’ dır. Bu şehir, Osmanlı döneminde de önemli bir kent kabul edilmiş, ÇAN KADILIĞI adı ile Kadılık kurulmuş ve Fatih Sultan Mehmet tarafından 1364 yılında ilk camisi olan Emir Sultan Camii yapılmıştır. Bu şehrin adı ÇAN’ dır. Bu şehir, Milli Mücadele yıllarında, Çanakkale ve ilçeleri arasında Yunanlılar tarafından işgal edilemeyen tek yerleşim yeridir. Ancak bir gün sabaha karşı aniden yapılan baskınla Çan’a girilmiş, yakılmış fakat Osman Efendi, Çan’dan ve köylerden topladığı silahlı kişilerle Yunanlıları Çan’dan kovmasını bilmiştir. Bu şehrin adı Çan’dır. Evet bu şehir, Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün ayak izlerini taşımanın gururu ve onurunu yaşamaktadır. Ve ATATÜRK, Osman Efendi ve Hamdi Bey’İn birlikte kaçırdığı Akbaş cephaneliğin Anadolu’ya geçirilmesinde güzergah olarak belirlediği ve oradan taşıyacaksınız dediği yerin adı ÇAN’dır. Ve, birçok medeniyetlere şehir olmuş ilçemiz Çan’ın, yüzyılların tarihsel yolculuğunda, bugünün yolcuları olarak bizler, Bugün bu toprakların emanetçileriyiz. Çan’ı bu tarihsel yolculuğunda, değerlerimize sahip çıkmazsak hemen tahmin etmemiz gerekir ki; İlçemizi yüzyıllardır sosyal ve ekonomik olarak ayakta tutmayı başaran Ata’larımıza en büyük ihaneti etmiş oluruz. Bu bakımdan ilçemiz Çan’ın sosyal, kültürel ve ekonomik yapısının ve geleceğinin daha iyi olması bizim elimizdedir.
Değerli Çan’lılar,
Görülüyor ki, ilçemiz Çan’ın tarihsel öneminin çok büyük olduğunun farkındayız. Bu bilinçle Çan’ı Çan yapan insan değerlerimizin farkında olmamız gerektiği, bağlılığımızın, birlikteliliğimizin en üst seviyede olması bilincini sanırım içimizde taşıyoruz.. Nasıl ki; Başka Türkiye yoksa, bizleri hayata hazırlayan, ekmeğini, suyunu yudumladığımız, koşup oynadığımız, büyüdüğümüz ve son yolculuğumuzda da yine toprağına ihtiyaç duyacağımız başka ÇAN’ da yok. Şunu bilmekten asla korkmayınız ki; bugün bizler nasıl bu toprakların üzerinde yaşıyorsak, yarın da bu toprakların altında olacağımızı asla unutmayın.
Bu bakımdan, bu toprakların üstüne de, altına da ihtiyacımız var. Bu bilinçle ÇAN’ a sahip çıkmanın, Çan’ın sosyal, kültürel ve ekonomik yapısının en üst seviyelere çıkarmanın tarihsel bir görev olduğunu kimse asla unutmasın. Bunu yaparken, bu ilçe için kimin emeği varsa O bir değerdir ve sahip çıkılması gerekir." dedi...

Kabri başında düzenlenen törende katılarak bir konuşma yapan Çan Belediye Başkanı Abdurrahman Kuzu ise “Çan halkı adına Osman Efendiye şükran duygularını ifade ederek, bu anmanın gelecek yıllarda daha geniş katılımlı ve kapsamlı düzenlenmesi için gerekli katkıyı Çan Belediyesi olarak sunacaklarını söyledi.”
|