BÜLENT ÖZ’ÜN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

31.01.2017

BÜLENT ÖZ’ÜN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

Çanakkale Milletvekili Bülent Öz’ün yeni anayasa ile ilgili Çanakkale İl başkanlığında yaptığı bilgilendirme toplantısı ve basın açıklaması

ANAYASALAR BİR ÜLKENİN KADERİ VE GELECEĞİDİR.

Anayasalar ülkelerin kaderi ve geleceğidir. Anayasa yapmak toplumsal uzlaşma gerektirir. MHP ve AKP anlaştık diyerek bu tasarıyı Komisyona getirmiştir. Türkiye’de hiçbir Sendikanın, STK’ların, Baroların Hukuk Fakültelerinin, Üniversitelerin görüşleri alınmamıştır. Adeta toplumdan kaçırılmıştır. Hükümet çözüm sürecinde bile, eksiklikleri olsa da “Akil Adamlar” ile tüm Türkiye’yi dolaşmış toplumsal bir uzlaşma sağlamak istemişti. Ülkemizin kaderi olacak olan ve toplumsal birlikteliği sağlaması gereken bir Anayasa değişikliğinde bu çabayı göstermedi? AKP’yi yangından mal kaçırır gibi acele ettiren nedir?

AKP ANAYASAYI İHLAL EDEREK ANAYASA YAPMAK İSTİYOR.

AKP Anayasa değişikliği görüşmelerinde başından beri İç Tüzüğe ve Anayasaya aykırı bir şekilde görüşmeleri yürütmüştür. Anayasa Komisyonunda, AKP’nin verdiği önergeleri diğer muhalefet partilerin konuşma hakkı olmasına rağmen bu fırsat verilmemiş, önerge okutulduktan sonra hemen oylamaya geçilmiştir.

Genel Kurul görüşmelerinde ise gizli oy esası ihlal edilerek Başbakan, Bakanlar ve AKP Milletvekilleri açık oy kullanmışlardır. Kabinlere girmeden, fişleri de göstererek, oy kullanıp İç Tüzüğü ve Anayasayı ihlal etmişlerdir. AKP Mevcut Anayasayı ihlal ederek Anayasa yapmaya kalkmıştır.

 

BU BAŞKANLIK SİSTEMİ DEĞİL PEKİ BAŞKANLIK SİSTEMİ NEDİR?

En belirgin özelliği Başkanlık sisteminin sert kuvvetler ayrılığı prensibine dayanmasıdır. Başkanlık sisteminde; Yasama, Yürütme ve Yargı birbirinden tamamen ayrıdır. Birbirlerini denetleyebilmeleri açısından gerekli mekanizmalar ayrıntılı olarak Anayasada tanımlanmıştır. Pekibu teklifte genel hatlarıyla bu anlamda bir düzenlemenin izlerini göreniniz var mı?

Bu teklifte; TBMM’ye de bir nevi sen şöyle kenarda dur ben sizin yerinize yasamayı da yürütmeyi de hallederim mantığı egemen. Bu modelde bütün yetkiler tek elde toplanmakta; yasama, yürütme, yargı, bir kişiye bağlanarak kuvvetler birliği esasına dayanan bir rejim tasarlanmaktadır. Başkanlık sisteminde başkandan tamamen bağımsız bir yasama organı vardır. Başkan yasama organını feshedemez.

Başkanın kararname çıkararak yasama yetkisi kullanmasına izin verilmez. Tam tersine başkanın üst düzey atamaları ve özellikle dış politikası yasamanın denetimine bağlıdır. Başkanlık sisteminin olmazsa olmazlarından biri tam bağımsız bir yargı sisteminin varlığıdır. Bu sistem ise bunların hiçbirini içermiyor.

Kaldı ki tam demokratik Başkanlık sistemi bile bu coğrafyanın genetiğine uymamaktadır. 140 yıllık parlamenter demokrasi geleneği olan Türk Milleti bu yoldan geri dönmemelidir.

AKP 15 TEMMUZ SONRASI İMZALADIĞI BİLDİRGEYİ UNUTMUŞ GÖZÜKÜYOR.

Maalesef, AKP, 15 Temmuz sonrası 16 Temmuz’da TBMM çatısı altında 4 partinin imzaladığı, parlamenter sisteme sahip çıkan bildirgeyi unutmuş gözüküyor.

Bu bildirgeyi kısaca hatırlamak gerekir; “…..Unutulmamalıdır ki TBMM Kurtuluş Savaşı’nı yöneten, Türkiye’nin demokrasiye geçişini gerçekleştiren, demokratik parlamenter sistemi yıllar içinde gerçekleştirmiş bir milleti yokluk ve yoksulluktan alıp muasır medeniyet seviyesine çıkarmanın mücadelesini vermiş bir Meclistir. Meclisimiz tek yürek ve tek vücut olarak, büyük bir cesaretle darbeye karşı haysiyetli bir duruş sergilemiştir. Darbecilere gereken cevabı dünyaya da gereken mesajı vermiştir. TBMM’nin darbe meşum girişimine karşı sergilediği kararlılık Türkiye’de demokrasinin daha da yerleşmesi ve gelişmesi adına da son derece değerlidir. Herkes bilmelidir ki bugün olduğu gibi gelecekte de milletimize, milli iradeye, Gazi Meclise uzanacak her el, karşısında TBMM’nin çelikten iradesini bulacaktır.” Üzülerek ifade etmemiz gerekirse imza attıkları bu bildirgeyi unuttular.

CHP HER ŞEYE KARŞI, ALTERNATİF BİR ANAYASASI YOK YALANI;

Cumhuriyet Halk Partisinin her şeye karşı olduğu, alternatif bir Anayasa çalışmasının olmadığını söyleyenler yalan söylüyorlar. Yine algı yönetimiyle Halkımızı kandırmaya çalışıyorlar. Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum; Bu Anayasa değişikliği CHP ya da bir başka partinin meselesi değildir.

Bu Anayasa değişikliği bir ülkede yaşayan insanların daha özgür, daha demokratik ve hukukun üstünlüğüne dayanan bir Devlet düzeni içerisinde olup olmayacağı meselesidir.

CHP hem 2011 Seçim Bildirgesinde, hem de 2015 Seçim Bildirgesinde, hem de parti üst yönetiminin, milletvekillerinin söylemlerinde görüleceği üzere, Siyasi Partiler Kanununun değişmesi gerektiği, %10 Seçim Barajının düşürülmesi, Milletvekillerini Vatandaşın seçmesi gerektiği, başlıkları olmak üzere birçok konuda daha özgürlükçü, daha demokratik, Milletin hakkını, hukukunu savunan bir Anayasa değişikliğinin yapılması gerektiğini söyleyen tek partidir.

15 yıldır iktidarda olan AKP, bu yönde tek başına birçok kanunu getirebilecekken tüm bunlara yanaşmamıştır. AKP 15 yılda Siyasi Partiler Kanununu değiştirebilir, seçim barajını düşürebilirdi. Her fırsatta Milli İradeden, Millet sevgisinden bahsedenler, Milli Egemenliğin daha fazla Mecliste temsil edileceği bir düzeni sağlayabilirdi.

            ÜLKE YÖNETİMİ BİR KİŞİNİN ELİNE BIRAKILMAZ.

Evet, ülkenin yönetimi bir kişinin eline verilemez. 100 yıl önce Millet iradesi yani Milli Egemenlik Saraydan alınıp yani bir kişinin elinden alınıp, gerçek sahibine Millete verilmişti. 100 yıl sonra maalesef Milli Egemenlik yeniden SARAYA verilmek isteniyor.

Sürekli Milli İradeden bahsedenler, Millete duyduğu aşktan, sevgiden bahsedenler, Milli Egemenliğin tecelli ettiği Parlamentonun işlevini yok etmek istiyor.

Getirilen bu Anayasa değişikliği maddeleri SÖZDE Anayasa, ÖZDE ise ONA Yasa değişikliğidir. Bir kişiye özel yapılan Anayasadır.

Her fırsatta Millet diyenlerin, Milleti yok saydığı bir Anayasa değişikliğidir. Sen beni seç, ben herkesi seçeyim değişikliğidir. Çünkü kuvvetler ayrılığı sona erecek. Yasama, Yürütme, Yargı tek bir elde toplanacaktır.

Milletvekillerini, HSYK Üyelerini, Bakanlar Kurulu’nu bir kişinin belirleyeceği bir sisteme geçiyoruz. Ayrıca Başkana KHK yetkisi verilerek, istediği gibi çıkaracağı Kararnamelerle tek başına ülkeyi yönetme fırsatı verilmektedir.

Gensorunun, Güven Oylamasının kalktığı, Milletvekillerinin işlevinin sona erdiği bir Meclis’te, Milletin hukuku nasıl korunacak. Madem Millete duyduğunuz aşktan bahsediyorsunuz. Bunu eylemleriniz ile göstereceksiniz. Milletin Özgürlüklerini, Haklarını, Hukukunu savunacaksınız. Demokrasiyi işleteceksiniz. Milli Egemenliği tesis edeceksiniz.

BÜTÜN YETKİLERİN BİR KİŞİDE TOPLANDIĞI ÜLKELER İFLAH OLMAMIŞTIR.

Hiçbir ülke yoktur ki, bütün yetkilerin bir kişinin elinde toplandığı, hiçbir rejimin, hiçbir yönetimin iflah olduğu görülmemiştir. Bunun dünyada örneği yoktur. Bütün yetkilerin bir kişide toplandığı ülkeler çökmeye mahkûmdur. Çünkü kurumlar işlemiyor. Denge denetleme olmuyor. Ortak akıl devreye girmiyor. Güç o kişiyi zehirliyor. Kim olursa olsun bu sistemin sonu çöküştür.

BU MESELE RECEP TAYYİP ERDOĞAN MESELESİ DEĞİLDİR.

Evet bu mesele Sayın Recep Tayyip Erdoğan meselesi değildir. Bir insanın aklı, gücü bir ülkeyi yönetmeye teknik olarak mümkün değildir. Bir ülkeyi yönetmek için kurumların işlemesi ve ortak aklın olması gerekir. Kuvvetler ayrılığının tek kişide toplanması bir ülke için felakettir. Kuvvetler ayrılığı işleyecek ki, O ülkede denetleme olsun, kurumlar birbirini denetlesin, dengeler bozulmasın. Bize diyorlarki, biz bütün yetkileri Tayyip Erdoğan’a veriyoruz. Çünkü biz Ona çok güveniyoruz. Bizde diyoruz ki bu mesele Recep Tayyip Erdoğan meselesi değil kim olursa olsun tüm yetkiler bir kişiye verilmez. Öyle olursa o ülke dağılır.

BU SİSTEMDE ÜLKEYE YATIRIMCI GELMEZ.

Bir ülkeye dışarıdan yatırımcıların gelmesinin şartları vardır. O ülkede demokrasi, özgürlükler ve bağımsız yargın olacak ki, yabancı yatırımcı o ülkeye güvensin ve parasını getirebilsin.Ancak tek adam rejimi olduğunda yatırımcı o ülkeye gelmez. Bu sistemde kararnamelerle ülkeyi yönetme fırsatını bir kişiye veriyoruz. Bir sabah kalktığımızda Cumhurbaşkanı, turizmciye, sanayiciye şöyle bir vergi getirdim. Bir kararname ile yabancı yatırımcıların paralarına el koydum. Bakın böyle bir durum Kazakistan’da oldu. Türk iş adamlarının paralarına el koydular.

Dolayısıyla yatırımcıya bu şekilde güven veremeyiz. Bu güveni tek adam rejimi ile veremeyiz. Cumhurbaşkanı yarın ne kararname çıkaracak diye düşünen yatırımcı Türkiye’ye gelmez, yatırım yapmaz. Demokrasiyle, bağımsız yargıyla, özgürlüklerle, hukuk devleti anlayışıyla bu güveni veririz.

EKONOMİ NEDEN İYİYE GİTMİYOR?

Dolar neden yükseliyor? Bunun cevabı basit. Evet oyu vereceklerin bunu bilmesi gerekiyor. Senin bağımsız yargın olmazsa, demokrasi işlemezse, terör devam ediyorsa dolar yükselir. Bu dünyada değişmez kuraldır.Bize özgü bir şey değildir. Yatırımcıya güven vermen gerekir. Türkiye borçlu bir ülke ve borcumuzu ödememiz gerekiyor. Borcumuzu ödememiz için dışarıdan gelecek başka paraya ihtiyacımız var.

Böyle güvensiz bir ülkeye başka diğer yatırımcı ve paragelmez. Bu sefer mevcut borçlarını ödeyemezsin. Mevcut yatırımcı da parasını çektiğinde hem borçlar ödenmiyorhem dolar yükseliyor. Bunun çözümü ülkede iç barışı sağlamaktır. Bu güveni sağlamaktır. Ülkede güven kalmazsa yatırımcı parasını çeker. Parasını çektikçe dolar yükselir. Bütün mesele budur.

Ekonomi diyor ki, sen tek adam rejimi kurarsan ben çökerim.

Ülkede güven olması için tek adam rejimi olmaması gerekiyor. Bugün ülkede terör var.En başta ülkede barış ortamını sağlamak için ilk olarak toplumsal birlikteliği sağlamamız gerekiyor. Israrla bu sistem değişikliğini getirmek istedikçe ülke kutuplaşıyor. Buna ihtiyacımız var mı? Yok. Şu anda bütün yetkiler Sayın Recep Tayyip Erdoğan’da. Kendisine sormak gerekiyor. Yargıyı sen belirliyorsun, hükümet sensin,Cumhurbaşkanı sensin, rektörleri sen belirliyorsun, TV’lere kimin çıkacağını, kimin ne söyleyeceğini sen belirliyorsun. Herşey sende. Bu Milletten Daha ne istiyorsun.Bu sistemde ısrar edersen Ülkedeki huzuru ve güven ortamını yok edersin.Ekonomi gittikçe bozulur.

Ekonomi diyorki, sen tek adam rejimi kurarsan ben çökerim. Dünyada tek adam rejimi ile büyümüş, düzlüğe çıkmış bir ülke yok. Ortak aklı yok ettikçe ülke kaosa gider.

ŞU ANAYASADA BİR TANE ÜLKE YARARINA BİR MADDE VAR MI?

Evetvereceklere sesleniyorum. Şu anayasa değişikliği maddelerini önlerine alıplütfen okusunlar.Bir tane madde varmıki, ülke yararına olsun. İçinde emekli olsun, çiftçi olsun. Ne var maddelerde? Cumhurbaşkanı yargıyı belirler, Cumhurbaşkanı rektörleri belirler, Cumhurbaşkanı meclisi fes eder, Cumhurbaşkanı kararname çıkarır, Cumhurbaşkanı bakanları belirler, Cumhurbaşkanı yardımcılarını, Bakanlar Kurulunu, Milletvekillerini belirler.Ülke yararına olan bir madde yok. Tüm maddeler bir kişinin yararına düzenlenmiş. 80 Milyonun yararına bir tane madde yok.

YIKIMA UĞRAMIŞ TÜM ÜLKELER TEK ADAM REJİMİ İLE YÖNETİLMİŞTİR.

Bir insanın iyiliği için bir ülke feda edilmez. Herşeyden önemlisi bu değişiklik Recep Tayyip Erdoğan’a ye zarar verecek.Ardından ülkemize zarar verecek. Ortadoğuda yıkıma uğramış tüm ülkelerin hepsi tek adam rejimi ile yönetilmişlerdir.AKPüst akıldan bahsederek ülkemizi bölmeye çalıştığından bahsediyor ama bencekimse o üst akıl ülkemizde başkanlık rejimi istiyor. O üst akıl tek adam rejimi ülkelerde hep başrol oynamıştır. Mısır, Libya, Irak, Suriye gibi ülkelerin orta noktası var o da tek adam rejimi ile yönetilmesidir. Ve bu ülkeler hep kaosu yaşamıştır. Kaddafi, Saddam bunun sonuncunda iktidardan düşmüştür. Eğer bir üst akıl varsa Tayyip Erdoğan’a ve ülkemize tuzak kuruyor.

Tek adam rejimi ile ayakta kalan bir tane ülke yok. Peki biz nasıl ayakta kalacağız? Enerjide dışa bağımlıyız, petrolümüz yok, doğalgazımız yok. Ekonomimiz zor ayakta duruyor. Bu sistem ülkemize zarar verecek.

MİLLETİMİZİ TEHDİT EDEREK İKTİDARDA KALMAK İSTİYORLAR.

Sayın Numan Kurtulmuş sandıktan evet çıkmazsa ülkede terör devam eder diye adeta Milleti tehdit etti. 1 Kasımda da bunu yaptılar. Tehditle iktidarlarını devam ettirmek istiyorlar. Numan Kurtulmuş’un bir sözünü daha hatırlayalım. 10 Ağustostan sonra Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse Gazze başka bir Gazze olacak. Barış gelecek gibilerinden bir şey söylemişti.Ne oldu Gazze’de?Şu an daha da perişan.

1 Kasım seçimlerinde de adeta Milletimizi tehdit ettiler. Ne dediler? AKP’yi tek başına iktidar yaparsanız terör bitecek. Bittimi? Şu anda şirketler kapanıyor, ekonomi çöküyor, terör devam ediyor. İnanıyorum ki; Akp’nin çoğu yöneticileri bile bu anayasa değişikliğinin ülkeyi refaha götüreceğine inanmıyor. Bir Akp’li gelsin bizi ikna etsin. Ülkenin yararına bir madde söylesinler bizde evet verelim ama yok.

 

EVET VERECEKLERE BİR SORUM VAR.

Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yerine Kemal KILIÇDAROĞLU olmuş olsaydı bu Anayasa değişikliğine yine de EVET verecekler miydi? Söylemek istediğim şudur. Değişecek maddeleri bilenleri elbette tenzih ederim ama değişecek olan bu Anayasa Maddelerinin içeriğini bilmeden bu referandumda Recep Tayyip Erdoğan için EVET vereceklerini belirtenler var. EVET vermeye niyeti olanlar da HAYIR vereceklere sizde Sayın Erdoğan var diye HAYIR vereceksiniz diyebilirler. Ancak asla böyle bir şey yok. Mesele Sayın Erdoğan meselesi değildir.

Bizim karşı çıktığımız Sayın Erdoğan değil, kim gelirse gelsin ülkenin iradesinin bir kişinin eline bırakılmaması meselesidir. Milli Egemenlik, Yasama, Yürütme, Yargı tek elde toplanması demek, Otoriter rejimin kabulü demektir.

Tüm Dünya da Parlamenter Sisteme geçilirken bizim 140 yıllık demokrasi mücadelesine son verip, böyle bir sistem değişikliğine gitmemiz, Milletin Egemenliğine son vermemiz anlamına gelecektir.

ÜLKEMİZİN GÜNDEMİ EKONOMİ OLMALIDIR.

Türkiye’nin ekonomik refahının yükseltilmeye ihtiyacı var. Gündemimiz geçim derdinde olan Milletimiz olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti şu an zamanını boşa harcıyor. Yüzümüzü Halkımıza dönmek zorundayız.

Toplumuzun beklentilerine cevap vermek zorundayız. Bizim derdimiz insanımıza aş bulmak, iş bulmak olmalıdır. Vatandaşlarımızın ve ülkemizin ekonomik refahını nasıl ayağa kaldırırız? Buna kafa yormamız gerekmektedir. Milletimizin beklentisi bu yöndedir. Ülkemizin gündemi 1 kişinin geleceğini düşünmek değil, 80 milyonun geleceğini düşünmek olmalıdır.

 

BU ANAYASA HER FIRSATTA MİLLET DİYENLERİN MİLLETİ YOK SAYDIĞI ANAYASADIR

Cumhuriyet rejimi, kurulduğu günden itibaren egemenliği Saraydan alıp halka verme ve demokratikleşme çizgisini benimsemiş ve hayata geçirmiştir. AKP’nin Anayasa değişikliğiyle dayattığı ise egemenliği halktan alıp Saraya verme girişimidir.

Getirilmek istenen partili cumhurbaşkanlığı sistemi en hafif deyimiyle Ortadoğu’daki tek adamla yönetilen ülkelere özentidir. Anadolu halkı ulusal kurtuluş savaşı sonrası elde ettiği demokratik kazanımların ve bir kişinin yetkisinde olmak yerine cumhuriyetin özgür bireyi olmanın ne demek olduğunu iyi bilmektedir.

Her fırsatta milli irade diyenlerin milli iradenin tecelli ettiği yer olan TBMM’yi etkisizleştirmek istemelerinin nedeni, açıkçası 7 Haziran seçimlerinde yaşadıkları korkudur,Korkularında haklılar, çünkü milletin bekası için değil bir kişinin çıkarları için siyaset üretenler bir gün yüce Türk Milletine Hesap vereceklerini biliyorlar.

Milletin %37,7’sinin oyuyla Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Sayın Cumhurbaşkanı 21 milyon yurttaşımızın oyuyla seçilmiştir. 1 Kasım seçimleri sonrası TBMM’de grubu bulunan partiler ise 46 milyon 635 bin 959 yurttaşın oyunu alarak,  Milli İrade %81,89 İle TBMM’de Temsil Edilmektedir. Bu tablo bile açıklıkla göstermektedir ki mesele millet iradesi değil, mesele bir kişinin geleceğidir. Oysa ülkemizin gündemi 80 Milyon vatandaşımızın geleceği olmalıdır.

TÜRK MİLLETİ BUNA İZİN VERMEYECEKTİR.

Peki bu millet buna izin verecek mi? Buna inanmak mümkün mü? Sarayların, saltanatların çöktüğüne tanık olan milletimiz, ülkenin geleceğini ve kaderini bir kişinin ellerine bırakmayacaktır.

Milletin dişi ile tırnağıyla kurduğu, yokluk ile var ettiği Cumhuriyeti, yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır.

 

 

Bülent ÖZ

CHP Çanakkale Milletvekili

 

 

 

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz